Ara sıra yazdıklarım

Kaybolan köyler ve şehirlerimiz

Sevgilil dostlar, eski notlarım arasında buldum. Değiştirmeden aynen aktarıyorum.
Yazım tarihi: 1996 diye not almışım. Tam tarihi hatırlamıyorum.

“Orada bir köy var uzakta, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür” diye bir şiir okurduk çocukluğumuzda. Gitmediğimiz görmediğimiz köylere sahiplenme duygusunu tatmaya çalışırdık. Belki ulaşım imkanlarının yetersiz olmasından kaynaklanıyordu ulaşılamasa da sahiplenme duygusu.
Zaman değişti, artık her yere ulaşabiliyoruz. Peki şimdi “Orada bir köy var uzakta, gidelim, görelim, sahiplenelim, güzelliklerini koruması için gayret edelim” diyebiliyor muyuz?
Köylerimiz can çekişiyor, köylerimiz ölüyor, köylerimiz yok oluyor…
Hani bazı savaş veya macera filmlerinde görürüz ya: Birisinin arkadaşı yaralanır, tedavisinden de anlamaz, acı çekmesin diye tutar arkadaşının başına bir kurşun sıkar ve onu bir yere gömer. Kendince ona iyilik yapmıştır. Üzüle üzüle gömer onu bir yere ve kendi hayatı devam eder.
İşte onun gibi, bugün köy ve kent mimarimizde var olan hasta durumda olan, aşırı yaralı olan güzellikleri katlediyoruz… Dayıyoruz yıkım araçlarını, yerle bir ediyoruz. Yokettiğimiz güzellerin yerine de yeni betonarme çirkinleri yapıyoruz…
İyi düşünmeliyiz… Şehirlerimizi güzelleştirmek için, şehirlerimizi kurtarabilmemiz için, köylerimizi ihmal etmemeliyiz. Köylerimizin yeniden sağlığına kavuşması için çaba göstermeliyiz…
Mimari politikalar milli eğitim politikaları kadar önemli olduğunu kavrayalım…
Ruhu okşayan bir evde, mahallede köyde şehirde yaşayan kişi mutlu başlar güne.
Mekan darlığı, mekan sıkıntısı içerisinde güne başlayan kişi, sıkıntısını yüzüne yansıtır.
Sonra bu kişi sokağa çıkar, yüzünde olumsuz ifade ile.. Sıkıntılı bir ruh hali ile sokağa çıkmışsa, yüzünde mutsuzluk, olumsuzluk ifadeleri yansıtacaktır etrafa …
Bu kişi karşılaştığı kişilere selam verirken, sıkıntılı bir sesle selam verecektir: Bu da negatif enerji yayacaktır çevreye. Sıkıntılı insanlarla karşılaşan kişi de olumsuz ruh halinden etkilenir… Örneği devam ettirebiliriz… Bu okuldaki öğrenciye, öğretmene kadar gider…
Her şeyi uyumlu bir mahallede oturan öğretmen, güzel bir mahallede büyüyen öğrenci ile, kargaşa içerisinde yaşayan, öğretmen, kargaşa içinde yetişen öğrenci arasında büyük farklar oluşacaktır eğitimde.
Yani huzurlu kentler, köyler, mahalleler oluşturulmak zorunda…
Köyü özendirmeliyiz…
Önce “MAHALLE”yi kurtarmalıyız.
Gönümüz koşullarında köylerimizi yeniden yapılandırabilmeliyiz.
Eski köy evlerinde evler yan yana, evler genelde iki katlı. Taban kat hayvanlar için ahır ve samanlık. Bu aynı zamanda çetin kış koşullarında ısınmaya dolaylı katkı sunuyor…
Köylü evinden bir merdiven ile ahıra iniyor, hayvanları ile ilgileniyor ve tekrar evine çıkabiliyor. Hayvancılıktan da verim alıyor.
Günümüzde şartlar değişti… Artık çiftçimizin yaşamında tarım araç ve gereçleri de var.
O zaman yeni mimaride evleri tarım araç ve gereçlerini içerisine alacak şekilde planlamalı. Sokakları da ulaşıma uygun genişlikte yapmalı.
Bunu yaparken, eskiyi yıkarak değil, eski köy ve yeni köy diye köy ikiye ayrılmalı. Eski köy bir müze gibi, turistik alan olmalı. Hem köy insanına; hem gelecek nesillere; hem de dışarıdan gelecek ziyaretçilere eski köy yaşamının havasını yansıtmalı.
Avrupa’da genellikle tüm kentlerin iki bölümü vardır. Eski kent diye bir yer vardır. Orada geçmiş yüzyılların mirası yaşatılmaya çalışılır. Yeni kent oldukça modern inşa edilir ama eski kent veya eski köy diye ayrılan yer ise en sert tedbirler ile korunur.
Olay çok basit: Eski köy korunacak ve restore edilecek, yeni köy alanı da estetik ve işlevsel planlanacak.
Mimariyi ziraat ile, hayvancılıkla destekleyeceğiz. Köyü özendirirken, insanlara yeni ziraat çeşitleri, hayvancılık imkanları sunulmalı. İyi bir planlama sonucunda köyler yeniden yapılandırılmalı. Tarım köyleri, hayvancılık köyleri, tarım ve hayvancılık köyleri… Tarım veya hayvancılıkta da hangi tür orası için uygunsa o konularda çalışılmalı…
Mimarlarımız da buna göre projelerini geliştirmeli…
Ama burada Mimarlarımız tarım ve hayvancılık konusunda bilgilendirilmeli ki, sağlıklı projeler ortaya çıkarabilsinler. Köy yaşamını bilmeyen, köy yaşamından anlamayan mimarlarımız köy mimarisini oluşturamazlar.
Bu projeler yapılırken imar ile ilgili kişiler, heyetler, ekipler her kimse, dünyadaki örneklerini de gezip en azından bir fikir edinmeli.
Ve kendi köylerimize uygun mimari geliştirilmeli…….
——————————-
Saygılar, Selamlar
Muammer Çelik
1996 öncesi