Esintiler

Yalnızlık ve güneş

München, 23 Mart 2004 saat 04:39 uykudan uyandım

Benim kendime yalnızlık hiçbir zaman çökmedi, çünkü yalnızlığa çökmezdi yalnızlık ikinci bir kez….
Ecelsiz öl/dürül/en kuşlara gözyaşı dökmek istediğimde, fark ediyorum ki, kalmamış gözyaşım artık dökecek… Ve gözyayaşsız bir üzüntü ile geçiştiriliveriyor kayıplar….
Alıp başımı gitmek istediğim karanlık, kör sağır dilsiz sokakların ruhlarını sökmüşler en acımasız kerpetenler ile… Sokakların duymamasından, görmemesinden dolayı değil olanlar; hissetmemesinden dolayıdır belki de….
Yolculuğa çıkmak, belki yol üzerinde aynı dertten muzdarip diğer yolcular ile bir dere kenarında birkaç laf edebilmek düşüncesi derenin çağlayanları arasında akar gider diyedir belki de….
Ya siz sorusunu sordum hep, cevabını bulamadığım sorulara, olgulara… Kimseden de bir cevap gelmedi…
Bakıyorum aşağıya doğru, dipsiz bir kuyunun ağzında… Ve orada gülleri görmeye çalışıyorum, yukarıdan yansıyan ışığın etkisi ile…
Ve yüzümü gökyüzüne çevirince kararmış bulutların arasındaki güneşi hissetmeye çalışıyorum, çıkacak bir rüzgarın bulutları dağıtmasını beklerken…
Ama artık akşam yaklaşıyor, gün batımı yaklaşıyor…,
Bulutlar giderse,
Hep o umut var içimde, yitirmedim hiç… Güneşi göreceğim umudunu, bulutlar hareket ederse… Güneş batma zamanına yaklaşsa bile gösterecektir kendisini en azından bir kere…
Rica et, dua et, yalvar, diret, ki bulutlar açılsın,
Güneş göstersin kendisini, olanca gücü ile…
Gün batımı yaşkalşmış olsa bile
—————————-
München, 23 Mart 2004 04:39
Muammer Çelik